Sarkan yüz ve boyun derisinde sıkılaşmayı sağlayan ameliyat dışı yöntemler var mıdır ve bunlar nelerdir?

Ameliyat ile yapılan yüz ve boyun germe işlemleri yaşlanmaya bağlı gelişen sarkmalar için en kesin çözümler olsalar da kimi zaman hastanın henüz genç olması, sarkmanın az olması ya da hastanın ameliyat fikrine sıcak bakmaması nedeni ile tercih edilmeyebilirler. Bu durumda hastalarımıza yardımcı olma konusunda minival invazif yani cerrahi dışı yöntemler de mevcuttur. Cerrahi geçiren hastalarda da cerrahi sonuçları iyileştirip, etki süresini uzatmak için minimal invazif yöntemler kullanılabilirler. Bu noktada hastanın talebinin ne olduğunu anlamak ve iyi bir değerlendirme yapmak doğru yaklaşımın seçilmesinde önemlidir.

Tek şikayeti göz çevresinde mimik ile oluşan kırışıklıklar olan bir hastada nörotoksin uygulamaları (Dysport, Botoks gibi…) yeterli olabilirken, cildinde incelme, kuruma, matlaşma ve lekelenme olan hastalarda ise mezoterapi ürünleri oldukça faydalı sonuçlar verebilir. Yine klasik hyaluronik asit içerikli jel dolgular ya da daha kalıcı sonuçlar verebilen hidroksiapatit içerikli biyoaktif yani akıllı dolgular yüz bölgesinde yıllar içerisinde oluşan hacim kayıplarını yerine koyma, sarkan bazı bölgeleri destekleme ve gizleme gibi konularda bizlere yardımcı olurlar.

Tüm bunların dışında teknolojik gelişmeler ışığında endüstrinin yüz yaşlanması ve sarkmasını önlemek ya da sarkmış olan deri ve deri altı dokuları sıkılaştırmak için tasarlayıp, yıllar içerisinde piyasaya sunmuş olduğu enerji bazlı cihazlar da biz hekimlerin kullanımında yer almışlardır. Enerji bazlı cihazlar ışık enerjisi, ses enerjisi, elektrik ve radyofrekans enerjisi gibi enerji türlerini odaklayarak deri ve deri altı katmanlar içerisine ulaştırabilen ve bu sayede deri lekelerinde azalma, ince kırışıklıklarda azalma, sarkan deri bölgelerinde toparlanma yapabilen cihazlardır. Hekiminiz bu platformların bir veya daha fazlasını sizin sorunlarınızın çözününde alternatif olarak size sunabilir.

Enerji bazlı cihazlar içerisinde son yıllarda en fazla gündeme gelen tedavi platformlarından birisi radyofrekans enerjisi bazlı cihazlardır. Amerikan FDA (Food Drug Administration) kurumu radyofrekans temelinde çalışan cihazların kozmetik amaçlı olarak deri ve derialtı dokuları sıkılaştırmak için kullanımını 2002 senesinde onaylamıştır. Bu cihazlar radyofrekansın oluşturduğu elektromanyetik enerjiyi doku içerisinde oluşan direnç ile orantılı şekilde ısı enerjisine çevirerek etkili olurlar.

Temel olarak monopolar ve bipolar radyofrekans cihazları olarak piyasadaki radyofrekans cihazlarını ikiye ayırmak mümkündür. 2020 senesinde A.BD.de yapılan bir çalışmada yüz bölgesinde en sık kullanılan monopolar radyofrekans cihazı olarak Thermage, bipolar radyofrekans cihazı olarak ise InMode platformu (FaceTite, Morpheus…) listelenmiştir.

Radyofrekans cihazları ile tedavi için ideal hasta erken yüz yaşlanma bulguları izlenen genç-orta yaş hastalardır. Henüz cerrahi gerektirmeyecek düzeyde çene altı gıdı bölgesinde yağlanma, sarkma olan, boyun derisinde gevşemesi olan, çene hattında bulldog olarak tabir edilen sarkma izlenen, burun ve ağız köşesi arasında nazolabial deri kıvrımında derinleşme olan, ağız köşeleri aşağı dönmeye başlayıp çene hattına doğru oluklanma başlayan hastalar bu tedavi modalitesi için ideal hastalardır. Ayrıca yüz ve boyun bölgesinde orta derecede deri gevşekliği olan ve cerrahi istemeyen ve cerrahi sonrasında gevşek kalabilen diğer kısımların tedavisi amaçlı çözüm arayan hastalar da radyofrekans ile yapılan sıkılaştırmadan fayda görebilirler.

Bir sonraki yazımda sizlere bipolar radyofrekans platformları ile ilgili daha kapsamlı bilgiler vereceğim, takipte kalın…