Yaz Aylarında Derimiz Neden Yıpranır ve Biz Derimizi Korumak için Neler Yapabiliriz?
- Yaz aylarında derimizi yıpratan ana etken ülkemizde de bolca maruz kaldığımız güneş ışınlarıdır. Güneş her ne kadar dünyamızda hayatın devam edebilmesi için şart olsa da derimizde olumsuz değişiklikler yapar. Güneşin zararlı ışınları en yoğun olarak bulutsuz günlerde saat 11 ile 15 arasında derimize ulaşır. Brozlaşmak olarak algıladığımız deri rengimizin koyulaşması aslında derimizin kendisini korumak ve zararlı ultraviyole ışınlarının etkisini azaltmak için üretip biriktirdiği melanin pigmenti ile olur. Melanin pigmentinin görevi derimizde yer alan hücrelerin çekirlerinde yer alan DNA’nın korunmasıdır. Her birey kaslıtsal özelliklerine bağlı olarak farklı kapasitelerde melanin pigmenti sentezleyebilir ve bu nedenle kimilerimiz güneşe her çıktığında kızarıp, yanarken kimilerimiz ise yanmadan daha kolay bronzlaşabiliriz.
- Güneşin morötesi ışınlarından UVA ve UVB yerküreye etkin şekilde ulaşırlar ve derimizde hasara yol açarlar. UVB ışınları derinin yüzeyel tabakasındaki hücrelere zarar vererek ağrılı güneş yanıklarını oluştururken, UVA ışınları derinin daha derin tabakalarına ulaşarak kolajen ve elastik liflerin yapılarının bozulmasına, deri elastikiyetinin kaybına, deride gevşeme ve sarkmalara neden olur. Ayrıca düzensiz melanin pigment yapımı sonucunda yaşlılık lekeleri, güneş lekeleri oluşabilir. Devamlı yoğun güneşe maruz kalma sonucunda deri erken yaşlanır, sert ve kaba bir hal alır. Bu etkilerinin dışında hem UVA hem de UVB ışınlarına aşırı maruziyet uzun dönemde deri kanseri gelişime neden olabilmektedir.
- Peki derimizi zararlı güneş ışınlarından nasıl koruyabiliriz? En basiti güneş ışınlarının yoğun olduğu öğle saatlerinde mecbur olmadığımız durumlarda direk güneş altında durmamak, gölge yerleri tercih etmektir. Güneşte uzun kalmamız gereken durumlarda siperlikli şapka ya da şemsiye kullanımı ile saçlı deri, yüz ve boyun bölgemizi gölgede bırakmak en temel önlemlerdir. Derimizin açıkta kalan yerlerine hem UVA hem de UVB filtresine sahip, yani geniş sprektrumlu güneş koruyucuları uygulamak ve bunu her 2 saate bir tekrarlamak basitçe alabileceğimiz diğer bir önlemdir. Güneş koruyucuların üzerlerinde yazan SPF (sun protection factor) güneşten koruma faktörününün en az 30 olması derimizin güvenliği için gereklidir (SPF 30 derimizin güneşte yanmadan kalabileceği sürenin normale göre 30 kat artmasını ifade eder).
- Yaz aylarında derimiz esas olarak güneş ışınlarının etkileriyle yıpransa da susuz kalmamız, aşırı terlememiz, derimize uygun olmayan kozmetik ürünleri yoğun olarak sürmemiz de deri yaşlanmasına katkıda bulunur. Terleme aslında vücudumuzun ısı kaybetmek için başvurduğu refleks bir yöntemdir. Yoğun yağlı kozmetik ürünlerin yaz aylarında kullanımı ile deri gözenekleri ve ter bezlerinin deriye açılan kanalları tıkanabilir. Bunun sonucunda özellikle kıvrım bölgelerinde kaşıntılı isilik ve pişikler gelişebilir. Derimizin gözeneklerinden çıkan sebum dediğimiz yağ salgımız da yaz aylarında artar. Gözeneklerin tıkanması ile sebum deri içerisinde hapsolursa bakteri sayısında artma ile birlikte akneler görülebilir. Yaz aylarında derimizdekie gözeneklerin tıkanmamaları için yoğun yağ içeren kremlerden kaçınmak bunların yerine daha akışkan su bazlı jel ya da losyon kıvamındaki ürünleri tercih etmek gerekir.
- Yazın parlak güneş ışığı nedeni ile gözlerimizi daha fazla kısma ihtiyacı duyarız. Güneş gözlüğü kullanmamız bunu bir yere kadar azaltabilir ama gözümüzü kısmaya engel olamıyorsak nihai süreçte göz çevresi derimizde de kırışıklıklar gelişecektir. Gözlerimizi kıstığımızda en fazla kırışıklık gözlerimizin yan kısımlarındaki kaz ayağı bölgelerinde ve kaş arası bölgemizde oluşur. Eğer arzu edilirse bu bölgelerdeki kas hareketleri nörotoksinlerin kullanımı ile geçici olarak durudurulabilir. Bu sayede kişi gözünü kısmak istediğinde alt ve üst kapaklarını sıkıştırıp yumabilse dahi kaş arası bölgesini ve kaz ayağı bölgelerini hareket ettiremez. Bu sayede zamanla kalıcı hale gelebilecek göz çevresi kırışıklıkları engellenmiş ya da azaltılmış olur.